Öztoprak, Avustralya Turnesi İçin Hazırlıklarını Sürdürüyor: “Kıbrıslı Türk Kimliğini Uluslararası Platformda Anlatacağım”
Sanat, kültürel kimliğimizi ve tarihimizle olan bağımızı en güçlü şekilde ifade etmenin yollarından biridir. Kıbrıslı Türk sanatçı ve moda tasarımcısı Abdullah Öztoprak, bu anlayışla sahneye çıkarak Kıbrıslı Türk kimliğini, göç hikayelerini ve barışçıl mücadeleyi uluslararası platformlara taşıyor. Avustralya’da gerçekleştireceği yeni turnesi öncesinde Öztoprak, sanat yolculuğunu ve bu özel projeye dair heyecanını Meydan Kıbrıs ile paylaştı.
Meydan KIBRIS-Özel Haber
Kostümler, sahne tasarımı ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken sanatçı Abdullah Öztoprak, Avustralya’daki Kıbrıslı Türk toplumuyla kurduğu bağları sanat yoluyla daha da güçlendiriyor. Daha önce Sydney ve Melbourne’de yaptığı başarılı projelerin ardından, bu yıl iki büyük performansla sahne alacak. Hem tek kişilik tiyatro oyunuyla hem de Kıbrıslı Türk kimliğini anlatan özel bir gösteriyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Öztoprak, bu heyecan verici süreci ve sanatının misyonunu anlattı.
Sanatın gücüyle kültürel mirası yaşatmak ve dünyaya taşımak… Kıbrıslı Türk sanatçı Abdullah Öztoprak, Avustralya’daki yeni turnesinde Kıbrıslı Türklerin göç hikayelerini ve kimlik mücadelesini sahneye taşıyor. Hem bireysel performansıyla hem de geniş bir ekiple gerçekleştireceği gösterilerle sanatseverlerle buluşacak olan Öztoprak, bu özel yolculuğunu ve duygularını bizimle paylaştı.
Öztoprak: Avusturalya’daki Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz bende bir iz bıraktı
Avusturalya’ya daha önce 2018 yılında gittim. Nevin Cemal’in önderliğinde, bir davet üzerine gittim. Bu davet sonrasında göç hikayesini kostümlerle anlattım. Orada bir ekip yetiştirerek yaptım. Sonra orada yaptığım iş değer gördü. Kültür Bakanlığına bağlı birimler önemli bir festivalin de V.I.P açılışını yapmam için benle görüştüler. Kabul ettim ve süremi uzatarak orada kaldım. Ardından Türkiye Sydney Konsolosluğu kanalıyla bir moda etkinliği vardı. Ona katıldım. Yaptığım performans sonrasında da o yılın ‘Uluslararası Moda Tasarımcısı Ödülü’nün sahibi oldum. Böylece o yıl Avustralya maceramı tamamladım. Tabi bende çok büyük bir etki bıraktı. Oradaki Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz bende bir iz bıraktı. Şöyle bir durum var. Duyguları hala sıcak ve gerçek bir ev hasreti yaşıyorlar. Bununla birlikte yeni yetişen, orda doğmuş ikinci kuşağın devamı olarak giden yeni bir nesil var. Tabi birinci kuşağa baktığımız zaman oraya gidip hayat mücadelesi vermeye çalışan insanlarken, şimdiki nesil artık iş hayatında, siyasette, sanatta, hukukta sporda bir takım güzel gelişmeler gösterdiler. Orada da yeni oluşmuş bir Avusturalya sentez halkı vardır. Bunların bir kısmı da bizim Kıbrıslı Türk kardeşlerimizdir. Bunların içinde iş birliğimiz kendimizi anlatmamız için çok önemlidir. Tabi 2’ye ayrılıyor benim gözümde. Birincisi onları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı ve mevcut yaşam haklarımızla alakalı hislerini ayakta tutmaktır. İkincisi bizim onlarla hala daha ilişkimizi sıcak tutmamızdır. Dolayısıyla onlara ikinci vatan hissini yaratmaktır.
“Barışçıl niyetli olduğumuzu görmelerini istiyorum”
Bu yıl bana ayrı bir davet geldi. Bunları da başlatan ve hazırlayan orada yaşayan Kıbrıslı Türk insanlarımız oldu. İki turne olacak. Birincisi Melbourne ve ikincisi de Sydney. Fakat beni sevindiren ve heyecanlandıran her iki yerde de 2 kez performans yapıyor olacağımdır. Önce tek kişilik sahne oyunumdur, ilk olarak burada galasını Gaziveren’de 21 Temmuz’da yapmıştım. “Parçalayanım Parçalarım” adlı tiyatro oyunumun sahnesini yapacağım. Sonra yarım saatlik bir ara var. Daha sonrasında da Kıbrıslı Türk, Avusturalyalı Türkler gözünden, Kıbrıslı Türk dünyadaki kimlik mücadelemizi anlatacağım. Orada yepyeni bir ekiple çalışacağım. Yepyeni müziklerle gidiyorum. Heyecanlıyım. Bir de orada, oraya gidişimi duyan bir ada var. Dünyanın en mutlu adası diye bilinen yer Vanuatu, bir zaman boşluğu yaratıp orayı da ziyaret etmemi istiyorlar. Bunlar benim için çok önemlidir. Bir Kıbrıslı Türk olarak uluslararası alanda oluyorsunuz ve uluslararası platformda bulunuyorsunuz. Çok güzel sahneler seçildi ve bu performanslar o sahnelerde yapılacak. Orada bunu anlatmak aslında bir nevi propagandadır. İnsanların bizim haklı davamızı dinlemelerini istiyorum. Barışçıl niyetli olduğumuzu görmelerini istiyorum. Barışçıl adımlar atarken de temkinli olduğumuzu bilmeleri çok önemlidir. Kadrolarda yer alacak Kıbrıslı Türkler, yabancılar da bu iş içinde pratiklerini yaparken zaten hikâyeyi ve tarihi çok daha iyi alacaklardır. Burada inkâr edilmez bir tarihi anlattığımız için, rahatsız edecek hiçbir durum yoktur.
“Gösterilerim için çok ama çok heyecanlıyım”
Birinci eser ile ilgili orijinalinde yaptığım zaman kendi yaptığım heykeller vardır. Onların imitasyonu gidecek. Yaklaşık 234 kilo ağırlıkla gidiyorum. Bunun 120 kilosu aşağı yukarı kostümden oluşuyor. Bir kısım da orada yapacağımız dekor parçaları olacak. İçimde bir heyecan var. İlk olarak Sydney’de merkezde herkesin kolay ulaşabileceği noktada Bankstown Sports Salon’da çok büyük bir tiyatro salonu. Büyük bir amfi şeklindedir. Kulis imkanları benim için çok önemlidir. Baya popüler bir noktadır. Daha sonra da Melbourne’da bütün teknik imkanların olduğu Penola Arts Center, Senior Kampus’da olacak. Buradaki gösterilerim için çok ama çok heyecanlıyım. Uzun bir süre burada kalıyorum.
“Tüm ekibe, ilgili olan herkese teşekkür ediyorum”
Ekibe de teşekkür etmek istiyorum. Bunlar, Ayşen Hanım, Cemaliye Hanım, Fatoş Hanım, Müge Hanım, İlkay Bey, Zehra Hanım, gerçekten çok hızlı çalışıyorlar. Melbourne’da Hakkı Bey, Cemal Bey çok ciddi destek koymuşlardır. Sponsorlarla ilgili çalışıyorlar, organizasyonla canla başla çalışıyorlar. Nerede yemekteyim, kimlerin davetindeyim, her şeyi an ve an organize ediyorlar. Gayet profesyonel çalışıyorlar. Ekibi orada yetiştirmek çok yorucu bir durum. Orada her şey sıfırdan gelişiyor. Bir de nerede ne yapacak, nerede duracak, matematik hikayeleri de çok önemlidir. Kostümler, ışıklar. Daha önceden tecrübem olması da benim için bir artıdır. Müzik ve bestelerimde bana yardımcı olan, yol açan Re Chord, Ahmet Güvenler’e ve İpek Kıranbay’a çok teşekkür ederim. Tabi diğer teşekkürüm de sunmam gerek, Mesarya Ajans ailesine, Deniz Gürgöze’ye, Nazire Büyükoğlu’na, Meltem Hasipoğlu’na, tasarıma destek veren Safiye Özyürekliler’e, afiş fotoğrafını çeken Su Üçüz’e ve yeni tekniklerle katkı koyan sosyal medya uzmanı Görkem Dereli’ye teşekkürlerimi bir borç bilirim. Beni bu projeye çok güzel hazırladılar. Özellikle bunların benim ülkemden yapılmasını istedim ve bu şekilde ülkemdeki gelişmiş Ajans ve sosyal medya çalışmasıyla gitmekten büyük gurur duyuyorum. Avusturalya’da her yerde bu afişler benim ülkemdeki sanatçı arkadaşlarımın ürünü olarak çıkmıştır ve sergileniyor. Çok mutluyum. Çok heyecanlıyım. Görüşmek üzere…
